Doğum kontrol hapları beyni nasıl etkiliyor?

Doğum kontrol hapları dokuz farklı hormon içeriyor. Bunların bazıları kadınlarda hafif ‘erkekleşme’ etkisi gösteriyor. Bunun nedeni ne, endişe duymalı mıyız?
 
Yapılan araştırmalara göre, doğum kontrol hapları bir kadının aldığı kararları hatta ilişkilerini bile etkileyebiliyor. Bunun neden olduğu belli olmasa da, hapın bir kadının östrojen ve progesteron düzeyleri üzerindeki etkisinin empatisini etkilediği düşünülmekte.
 
Almanya’daki Greifswald Üniversitesi tarafından yapılan, biyolojik ve klinik psikoloji bölümünden Dr. Alexander Lischke’nin yönettiği araştırma doğum kontrol hapı kullanan kadınların beyninin diğer kadınlardan farklı olduğunu ortaya çıkardı.
 
Lischke, “Dünya çapında 100 milyondan fazla kadın oral kontraseptif kullanıyor, ancak duygu, biliş ve davranış üzerindeki etkileri hakkında çok az şey biliyor” diye konuşuyor.
 
Doğum kontrol hapları sayesinde hamilelik korkusu yaşamadan seks mümkün hale geldi ancak bu hapların bazıları kadınlarda hafif ‘erkekleşme’ etkisi gösterdiği ortaya çıktı.
 
Pensilvanyalı kimya profesörü Russell Marker 1942’de projesteron hormonu üretebileceği bir bitki arıyordu. O sıralar bu hormon kadınlarda menopoz sürecine yardımcı olmak ve düşüğü önlemek gibi birçok amaçla kullanılıyordu.
 
Yüzlerce bitki türünü inceledikten sonra Meksika’da yam (hint yer elması veya tatlı patates adıyla bilinir) kökünde karar kıldı.
 
Kısa bir süre sonra bu bitkiden üretilen hormon doğum kontrol haplarına kaynaklık etti. Doğum kontrol sayesinde hamilelik korkusu yaşamadan seks mümkün hale geldi. Kadınlar artık 20-30’lu yaşlarını evde oturup çocuk bakmak yerine eğitime ve işe ayırabilir hale gelecekti.
 
Son yıllarda bilim insanları doğum kontrol hapı kullanan kadınların beyninin diğer kadınlardan farklı olduğunu fark etti. Bu kadınların beynindeki bazı bölümler erkek beynini andırıyordu.
 
Ayrıca davranışlarda da değişim gözleniyordu. Bazı doğum kontrol haplarını kullanan kadınlar, kadınların genel olarak yetenekli olduğu sözel becerilerde gerileme yaşıyor, erkeklerin yetenekli olduğu başka becerilerde daha iyi hale gelebiliyordu.
 
Bilim insanları bu duruma şaşırıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Doğum kontrol haplarının östrojen ve projesteron hormonu içerdiği söylenir genellikle. Oysa hiçbir doğum kontrol hapında bu hormonlar yoktur.
 
Zira bu hormonlar ağızdan alındığında çok çabuk parçalandığı için işe yaramaz. Onun yerine bu hormonların sentetik türleri üretilir. Burada hammadde o iki hormonu taklit edebilen daha dayanıklı hormonlardır.
 
Bu hormonların ikisini de içeren karma doğum kontrol haplarında sentetik östrojen (etinel estradiol) ve sekiz farklı sentetik projesteron (projestin) türünden biri kullanılır. Sentetik östrojen vücudun her ay yumurta üretmesini engellerken projesteron da rahim ağzındaki mukusun koyulaşmasına neden olarak döllenmeyi engeller.
 
Ancak bu hormonlar gebeliği önlemede başarılı olsa da doğal hormonlarla tam uyum göstermiyor. Bu yüzden sentetik hormonların akne, terleme, tüylenme gibi istenmeyen farklı etkileri ortaya çıkıyor.
 
Fakat bunun nedeni de şaşırtıcı. 2012’de ABD’de yapılan bir araştırmada, kadınların yüzde 83’ünün erkek hormonlarından üretilen bir projestin içeren hapları kullandığı görüldü.
 
Nandrolon adlı bu hormon erkek üreme organlarının gelişimini sağlıyor ve vücut geliştirme, boks gibi alanlarda bazı sporcular tarafından doping için kullanılıyor.
 
Bu yan etkiler yıllardır biliniyor. 1940-60’larda bazı gebe kadınlara düşük riskine karşı bu hormonlardan verilmiş ve vücutlarında terleme, kıllanma, sivilce gibi yan etkilerin yanı sıra bebeğin cinsel organlarında da erkekleşme izleri görülmüş, bazılarında ameliyata başvurulmak zorunda kalınmıştı.
 
Bugün kullanılan projestinlerde ise erkekleşme etkisi çok daha az. Zira doğum kontrol haplarında bu hormonlar daha düşük dozda kullanılıyor ve östrojen hormonu da içermesi nedeniyle etkisi büyük ölçüde giderilmiş oluyor.
 
Son zamanlarda üretilen sentetik projesteronlarda ise tersine ‘kadınlaştırıcı’ etki söz konusu olduğundan akne ve kıllanma gibi şikayeti olan kadınlara bu haplar veriliyor.
 
İşte bu güçlü sentetik hormonlar beyni de etkiliyor. Ancak doğum kontrol haplarının fiziksel ve duygusal yan etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmış olsa da beyin ve algı üzerindeki etkileri pek incelenmemiş.
 
Salzburg Üniversitesi’nde nörolog Belinda Pletzer sekiz yıl önce bu konuyu araştırdı. Sonuçlar oldukça ilginçti. Doğum kontrol hapı kullanan kadınların beyninde bazı bölgeler diğer kadınlarınkine kıyasla daha büyüktü. Tıpkı erkeklerde olduğu gibi.
 
Başka araştırmalarda da benzer sonuçlar elde edildi. ‘Erkekleşme’ etkisi gösteren androjenik projestinleri kullanan kadınlarda hızla yeni kelime düşünüp akıcı konuşma becerisinin diğer kadınlara kıyasla düştüğü, ama erkeklerde daha gelişkin olan uzamsal algı alanında becerilerinin arttığı görülüyordu.
 
Belli ki bazı haplar kadınların beyninde ‘erkekleşme’ etkisi gösteriyordu. Pletzer’in 2015’te yaptığı başka bir araştırmada ise iki farklı tür doğum kontrol hapı kullanan kadınların beyinleri karşılaştırıldı. Bu kez ‘kadınlaştırıcı’ etkisi yüksek yeni hapları kullananların beyinlerinde birçok bölgenin hap kullanmayan kadınlara kıyasla daha fazla büyümüş olduğu görüldü. Bu durum davranışlarına da yansımış, yüz tanıma özellikleri artmıştı.
 
Kadınların hap kullanma süresi uzadıkça bu bölgelerdeki büyüme de artıyordu. Üstelik sentetik östrojen de içeren karma hapları kullanan kadınların beyninde hem ‘erkekleştirici’ hem de ‘kadınlaştırıcı’ etkiler birlikte ortaya çıkıyor olabilirdi.
 
Kim derdi ki yam gibi bir bitkinin feminist devrimi destekleyen bir etkisi olacaktı. Doğum kontrol hapı 20. yüzyılın en büyük icadı olarak adlandırılıyor ve 1960’lardan bu yana kadınların ücretlerinde üçte bir artış olmasında payı olduğu söyleniyor.
 
Ancak bu hapların karanlık yönleri de olabilir. Atletler bu tür steroidleri kullandığında bu ‘doping’ olarak adlandırılıyor ve istismar olarak görülüp toplum tarafından iyi karşılanmıyor. Ama milyonlarca kadının her gün bu hormonları almasında bir sorun görülmüyor.
 
Bu hapların beyin ve davranış üzerindeki etkilerini tüm ayrıntılarıyla ortaya koymak için yeni araştırmalar yapılması ihtiyacı gün gibi ortada.
 
Kaynak: BBC Türkçe
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title