Anne adayının sağ kolu: Doula

Türkiye’de son yıllarda bebeğini doğal yollarla kucaklamak isteyen annelerin sayısındaki artışla beraber; gebeye duygusal ve fizyolojik destek sağlamak amacıyla ortaya çıkan doulalık mesleği de yaygınlaştı. Doğum serüvenine eşlik eden doulalar, anne adaylarına nasıl destek olduklarını anlattı.
 
Doula eski Yunan dilinde ‘gebeye yardım eden kadın’, günümüzde ise doğum destekçisi olarak biliniyor. Türkiye’de normal doğumu teşvik eden çalışmaların ardından, sezaryen yerine bebeğini doğal yollarla kucağına almak isteyen annelerin sayısı da arttı. Bu süreçte annelere duygusal ve fizyolojik destek sağlamak amacıyla ortaya çıkan doulalık mesleği, ABD’den sonra Türkiye’de de yaygın hale geldi.
 
SEZARYEN YÜZDE 50 ORANINDA AZALDI
 
16 ülkede 15 bin kadın üzerinde yapılan çalışmalarda doulalı doğumlarda sezaryen oranlarında yüzde 50, Epidural taleplerinde yüzde 60, suni sancı kullanımında ise yüzde 40 tespit edildi.
 
Doulalık artık Türkiye’de de eğitimli kişilerce yürütülen, profesyonel bir meslek halini aldı. Ebe, psikolog, doktor ya da herhangi bir meslek dalındaki kişilwer gerekli eğitim sonrası doulalık yapabiliyor. Doulalar genellikle doğumdan önce en az 2 kez olmak şartıyla anne adayıyla görüşüyor, doğum esnasında ve doğum sonrasında sürekli olarak desteğini sürdürüyor ve son olarak ilk emzirme bitip her şeyin yolunda olduğunu gördükten sonra hastaneden ayrılıyor.
 
DOULA TIBBİ MÜDAHALE YAPMAZ
 
Hiçbir tıbbi müdahalede bulunmayan Doulalar doğum esnasında ilaç dışı rahatlatıcı teknikler kullanarak gebeye destek olur. Doulanın görevleri şöyle sıralanır: Amaç gebenin kendi ve bebeğine odaklanmasıdır. Gebe hastaneye geçerken birlikte giriş yapar, doğum süresince aktif doğum pozisyonlarını uygular, gebe ile yürüyüş yapar, masaj ve refleksolojiyi kullanır, gebenin isteği doğrultusunda aromaterapi kullanabilir. Anneyi rahatlatan, güven ortamı yaratan, gerektiğinde bir anne şefkati ile anne adayını kucaklayan, tercihlerini yargılamaksızın saygı duyan, coşkulu bir şekilde doğumdan çıkmasını sağlayan kişidir.
 
BEBEK İÇİN EN ÖZEL HEDİYE
 
Çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişiminde hamilelik ve doğum sürecinin önemli bir rol oynadığını fark ederek doula olmaya karar veren Psikolog Dilan Kolçak, “Bir doulanın en öncelikli görevi gebenin doğum sürecinde ihtiyacı olan mahremiyeti korumaya destek olmaktır” dedi. Kolçak, “Doğum destekçiliği eğitim gerektiren bir süreç, ancak eğitimin yanı sıra doula olacak kişinin karakteri, doğuma bakış açısı da önemli bir rol oynamakta. Dünyaca ünlü kadın doğum uzmanı Michael Odent’ın ‘Doula doğulmaz, doula olunur’ sözü bence her şeyi özetliyor” diye konuştu. Dilan Kolçak doula olarak katıldığı ilk doğumda yaşadıklarını şöyle anlattı: “Anne adayı suda doğumu tercih etti. Gebenin dalgaları (kasılmaları) geldiğindeki teslimiyeti ve bedenini dinleyerek hareket edişi beni çok etkilemişti. Bizlerin, yani kadınların, ne kadar güçlü olduğumuzu ve anneliğin kutsallığını bir kez daha görmüş oldum. Doğum havuzu içerisinde dalgalarını karşılarken ebesinin muayenesi ile doğumun başladığını fark ettiğimizde anne bebeğinin doğumunu nefesleri ve desteğimiz ile kendi başına gerçekleştirdi diyebilirim. Doğum anının kutsallığı ve oksitosin sarhoşluğunu ilk kez o anda en derinden yaşadım. Bir annenin bebeğini doğar doğmaz göğsüne koyması ve ten temasını kesintisiz sağlaması bir bebek için hayatında alıp alabileceği ilk özel hediye; her anne ve her bebek bu anı yaşayabilmeli.”
 
TEK AMAÇ MUTLU DOĞUM
 
Doula Ebe Melike Köroğlu, hali hazırda mesleği olan ebeliği sürdürürken anne adaylarına doğum öncesi ve sonrası daha fazla destek olabilmek amacıyla doulalık eğitimi almaya karar vermiş. “Tek bir amaç vardır anne adayına mutlu bir doğum yaşatmak ve anneliğe geçişini kolaylaştırmak” diyen Köroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “ Doğuma destek veren, doğum odasında bulunan herkes özeldir ve anne adayının bu özel anına tanıklık etme şerefine erişmiştir. Yaptığımız işe doğum koçu demek çok doğru değil. Bir ‘koç’ kişinin yapabileceklerini ona yaptıran kişi iken doula kişinin yapabileceğini yaparken (doğurmak) ona destek olan kişidir. Görevi anne adayına her konuda destek vermek ve içindeki gücü müdahale etmeksizin keşfedebilmesini sağlamaktır” dedi.
 
PEŞ PEŞE BAŞLAYAN İKİ HAYATIN ÖYKÜSÜ
 
Merve Karakoyunlu ise bir ikiz annesi. Kendi doğum sürecinde yaşadığı psikolojik eksikliklerden sonra doula olmaya karar verenlerden…Merve Karakoyunlu, “İkizlerimin doğumundan sonra gerek doğum öncesi, gerek doğum sonrası ‘yanımda aileden çok bilen birileri olduğu taktirde daha farklı olabilir miydi’ diye düşünürken doula kavramıyla tanıştım” dedi. Bu süre zarfında birçok doğuma katılma fırsatı bulan Karakoyunlu, her doğumun özel olduğunun altını çizerek şunları kaydetti: Kelimelerle anlatılmaz hissettiklerimiz. Her bir bebek bize yeni duygular kazandırır, yeni bilgiler öğretir. Ama belki de bir doulanın hayatında başına gelebilecek en sürprizli doğumları yaşamış olabilirim. Aynı gün doğumu başlayan iki annenin hikâyesi bu. İki gebenin adı da ‘Cansın’ idi. Bir Cansın doğumu başladığı için hastaneye gelmiş, suda doğum istediği için diğer Cansın’daki havuzu almak için aramıştı. Havuzu getirdiğinde kendi doğumunun da başladığını anlayınca hastanede kalmıştı. Ve bebeğini ilk kucağına alan da o olmuştu. Havuzu bir doğumdan diğerine hazırlamak, iki doğumda da bulunup destek verebilmek, gerçekten doğumların su gibi akıp sağlıkla sonuçlanmaları ve bu arada da bebeklerin birbirini beklemeleri o gün tüm ekibi çok etkilemişti.
Kaynak: Star
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title