Bebeği dinleyerek beslemek

Bebeğinizi beslerken siz de “kaşık savaşları” yaşıyorsanız bu yeni kavramı hayatınıza dahil etme vakti geldi demektir.
 
Annelerin en çok merak ettiği, yanıtını aradığı konuların başında bebek beslenmesi geliyor. “Bebeğimi saat kaçta besleyeyim?”, “Öğünü kaç gram olmalı?” gibi besleme odaklı sorularla çok sık karşılaşılıyor. Bebeğin ayına, gelişimine, tartısına göre bazı kılavuz bilgiler geçerli olsa da çok kesin sınırlar belirlemek mümkün değil. Çünkü tıpkı biz yetişkinler gibi bebeklerin de gündelik rutinleri değişebiliyor. Bebeklerin bu farklılıklarına saygı duymak ve iştahlarındaki oynamaları kabullenmek, hem ebeveynler hem bebekler için önemli bir aşama. Yoksa bebekle bitmeyen bir ‘kaşık savaşı’ başlar ki kazanan her zaman bebek olur. Bu noktada ‘responsive feeding’ diye belirtilen “bebeği dinleyerek beslemek’ yaklaşımı devreye giriyor. Bu yaklaşım bebeğe birey olarak güvenmeyi, saygı duymayı ve iç ayarlanmasına izin vermeyi içeriyor.
 
HAMİLELİK VE EMZİRME DÖNEMİNDE ANNENİN BESLENMESİNİN ÇEŞİTLİLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ
 
Hamilelik döneminde bol sebze ve meyve yiyen, sağlıklı beslenmeyi emzirme döneminde de devam ettiren annelerin bebekleri ek besinlere geçişte sebze ve meyveyi daha kolay kabul ediyorlar. Hem anne karnındaki rahim sıvısına hem de anne sütüne tat ve kokuların geçtiği gerçeğinden yola çıkarsak, bebeğin çok erken dönemde bu değişik kokulara maruz kalması ileride sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesinde son derece önemli.
 
YEMEĞE ZAMAN AYIRIN
 
‘Dinleyerek besleme’ yaklaşımında anne-baba, bebeğin acıkma ve doyma belirtilerini doğru okuyabilmelidir. Öğün içeriğine ve saatlerine dikkat etmeli, ancak esnekliğe de izin vermelidir. Bebeği dinleyerek beslemenin en iyi şekli ailece yemek yerken olur. Bebeğinize aile sofranızda yer açın. Bu onun hem psikolojik hem de fiziksel gelişimini destekleyen en güzel yaklaşımlardandır. Sofrada kendi kendine yemeye çalışmasına izin verin. Sofralarınız sadece hızla yemek yiyip doymak için değil, iletişim kurmak için kurulsun. Bebeğin reddettiği besinleri kabul etmeye başlaması için etrafındakilerin bunları yediğini görmesi gerekir. Bebekle birlikte, ona model olmalıdır. Eğer bebeğinizin bir önceki öğününde az yediğini düşünüyorsanız beslenme saatini 10-15 dakika erkene alabilirsiniz.
 
GELİŞİMİNE UYGUN BESLEYELİM
 
Bebek beslenmesi konusunda yapılan en önemli hata, anne-baba beklentilerinin çocuğun gelişim seviyesine uygun olmaması. Örneğin daha uzanmayı bile beceremeyen bebeğin ‘kendi kendine beslenmesi’ isteniyor. Önüne lokmalar konularak bebeğin bunları yemesi bekleniyor veya tam tersine dişleri çıkmış, 1 yaşını geçmiş bebeğin boğulacağı endişesiyle önüne ‘ev yemeği’ koyulmuyor. Bebeği ‘Dinleyerek Beslersek’ kendi almak istediğinde alır, bu egzersizi her öğününde yapmış olur. Böylece 18. ayında kendi kendine yiyebilen, doyduğunda duran, sofrada oturmaya alışmış bir çocuğumuz olur.
 
BEBEKLERİ KIYASLAMAYALIM
 
Bazı bebekler yeni tatlara açıktırlar, yeni besinleri denemek isterler. Bazıları ise hiçbir rahatsızlıkları olmamasına rağmen yeni besinleri biraz daha yavaş kabul ederler. Bebeğinizi diğer bebeklerle kıyaslamayın; ona zaman tanıyın, deneme-yanılma şansı verin. Bebekler farklı tatları öğrenirken tökezleyebilirler; bazı tatların defalarca denenmesi, değişik şekillerde tadılması gerekebilir. Kalori ihtiyacı bedene göre ayarlanmalıdır. Genellikle iri bebekler daha rahat yer, oysa büyüme çizelgesinde % 25’in altında olan bebekler daha az yer ve daha seçici olurlar. olacak şekilde, televizyon açılmadan, cep telefonu sofraya konulmadan yemek yenmelidir.
 
HER AĞLAMA AÇLIK BELİRTİSİ DEĞİLDİR
 
Bebekler açlıklarını sadece ağlayarak anlatmazlar veya ağladıklarında mutlaka aç demek değildirler. Bebekler acıktıklarını motor becerileri ile çeşitli ifade ve mimiklerle ve çıkardıkları seslerle belli ederler. Her bebek bunları kendine özgü şekillerde yapar. Bebeğe özgü bu tepkileri onu iyi gözlemleyerek anlayabiliriz. Böylece bebeğin acıktığını, daha yemek istediğini veya doyduğunu, artık yemek istemediğini anlar hale geliriz. Bebeği tepkilerine rağmen beslersek, yani bebeğin açlık belirtilerini keşfetmeden yedirmeye çalışırsak açlık ve tokluk hissinin gelişimini engellemiş oluruz. Olumsuz beslenme alışkanlıkları ortaya çıkmaya başlarken obezite riski de artar. Hatta çözümü daha da zor olan besin fobileri oluştururuz, anoreksi gibi.
 
TABAK BİTECEK Mİ?
 
Pek çoğumuz tabağımızdakinin bitmemesi durumunda yemeğimizin arkamızdan ağlayacağı korkutmasıyla büyüdük. Oysaki bugün çocukluk obezitesinin nedenlerinin başında porsiyon büyüklüğü yatıyor. Çocuk, erişkin porsiyonları yemek zorunda bırakılmamalı, bitiremeyeceği miktarda yemekle bunaltılmamalıdır. Bunun için de bebeğinizi beslerken ay ve yaş aralıklarına uygun miktarlarda öğünler sunmaya çalışın. Bebeğinizin iyice acıkmasını ve bir sonraki öğünü sizden istemesini bekleyin. Saat aralıkları, bebeğin yediği öğünlerin miktarına ve aylara göre değişir. Genel olarak her öğün arasında en az 2.5-3 saat.
 
BU YAKLAŞIMLARDAN UZAK DURUN
 
Yiyebileceğinden büyük porsiyonlar koyup, son lokmasına kadar yedirmeye çalışmak.
Yemediği zamanlar parka-bahçeye götürüp kaşıkla arkasından koşmak iPad veya televizyon önünde yedirmek.
1 yaşını geçtikten sonra da sadece püre halinde yemek vermek.
İştahsızlığını vurgulamak, başkalarıyla çocuğun duyacağı şekilde dertleşmek.
Şekerli atıştırmalar ödül haline getirmek. (Yemeğini yersen çikolata vereceğim gibi.)
Kaynak: Sabah
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title