Ağlayarak uyutmak doğru mu?

Doğum sonrası dönemde anneleri en çok zorlayan konulardan biri de bebeklerinin geceleri sık sık uyanmasıdır. Klinik Psikolog Dr. Ayşe Bombacı’nın hem annelik deneyimleri hem de Heidelberg Üniversitesi’nde yaptığı bilimsel çalışmaları ile vardığı sonuç ise; bebeğin geceleri ağlayarak uyanmasının, onun güven ihtiyacını anlatma yöntemlerinden biri olduğu yönünde.
 
Gece uyanmalarına son vermek için bebekler ağlatılabilir. Ama bunu iyi bir haber gibi düşünmeden önce şunu sormak gerekir; bu sonucun anne-bebek ilişkisi için bedeli nedir? Evet, belki bu yolla bir bebeğin deliksiz uyuması sağlanabilir ama bunun bedeli olarak da anne-bebek arasındaki güvenli bağlanma ilişkisi zedelenir. Bir bebek asla şımarıklık olsun diye ağlamaz. Ya acıkmıştır ya sıcaklamıştır ya üşümüştür ya altı kirlenmiştir ya da bunların hiçbiridir ve o sadece gerçekten güvende olduğunu, yalnız olmadığını hissetmek için uyanmıştır. Uyanıp ağladığında teselli bulursa, kucağa alınırsa, “Evet, bu dünya güvenli ve ben yalnız değilim” gibi temel pozitif inançları içselleştirmeye başlar. Bunun da ötesinde bebek neye ihtiyaç duyduğunu konuşarak anlatamadığı için, ağlayarak sinyal yollar dünyasına…
Eğer bebeğin ağlama sinyalleri görmezden gelinirse, duyulmazsa ve bebek tek başına ağlamaya bırakılırsa bir süre sonra sinyallerine, yani ihtiyaçlarına cevap alamadığını öğrenir ve bu sonucu çaresizce kabul eder. İlişkide yaşadığı bu travmatik deneyim sonrasında, “Ben sevilmiyorum, ben güvende değilim, ben etki edemem” gibi negatif benlik inançları erken dönemde yerleşir. Bu noktada, seçim tamamen ebeveyne kalmıştır. Bebek, hayatta kalabilmek içgüdüsüyle elbette değişen çevresel koşullara uyum sağlar. Bu koşullar ideal olmazsa, yani ağlayınca teselli bulamazsa, enerjisini boş yere kullanmamayı öğrenir. Ağlayarak ihtiyacını dile getirip ret edilmektense, kendini korumaya alır ve artık ağlamaması gerektiğini öğrenir. Burada öğrendiği, ağlayarak bir etki yaratamadığıdır. Yoksa tek başına ağlamadan uyuyabilmesi, onun korkmadığı anlamına gelmez! Yalnız bırakıldığı ve teselli bulamadığı için stres seviyesi artmış bir bebeğin sadece duygusal sistemi değil, bağışıklık sistemi de zayıf düşer ve böylece daha sık hastalanma riski artar.
Kaynak: Sabah
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title