Kolay doğum için 10 öneri!

İşte kolay ve sorunsuz doğum için yapılması gerekenler…
 
Her anne adayı kolay bir doğumu arzu eder. Doğum öncesi dersler, size doğumun nasıl olacağının öneminden bahseder. Hamilelik süresince tuttuğunuz doğum günlüğü de sizi tercihlerinize doğru yönlendirir ve çok işinize yarar.
Doğum yapacağınız gün en çok işinize yarayacak olan detay, size yararlı bilgiler veren, kafanızın rahat olması ve en çok ihtiyacınız olduğunda kafanızın içindekileri okuyacak, size şefkatle destek olacak birinin olmasıdır. Eşiniz ya da doğum destekçinizle büyük güne hazırlanmak, işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.
Uzmanlara göre kitaplar genelde doğumun tek bir çeşit yönde ilerlediğine dair bilgiler verir. Genişleme, sonra ıkınma, sonra da bebek gelir. Ama sadece az sayıda doğum bu doğru hattı izler. Herkesin doğum hikayesi kendine özgüdür, hatta birden fazla doğum yapan kadınlar da her deneyimin onlar için farklı olduğunu söyleyebilirler! Sonuçta bu bir günlük bir deneyim… İnsanın başına ne geleceği belli olmuyor. Anne adayı bugüne her şart için hazırlanırsa o zaman doğumun üstesinden gelmesi daha kolay olur. İşte size işin uzmanlarından doğumunuzu kolaylaştıracak 10 püf noktası:
1- Verilmiş tarihe 10 gün daha ekleyin
Günlüğünüze yazın. Eğer biri sorarsa, o gün sizin doğuracağınız gün…
Genelde kadınlar bebeğin hamile kaldıktan tam 40 hafta sonra geleceğini düşünürler. Ama o tarih gelip geçtiğinde hepsi strese girer, duygusal çöküntü yaşarlar. Aile bireylerinin, arkadaşların sürekli arayıp gelişmeleri sormasıyla da bir korku hissederler. Bu durumlardan en tehlikeli olanı, umudunu yitiren bir annenin doğum yapması. İşte verilen tarihe 10 gün eklemek, doğumun kesin tarihi konusunda içinizi daha da rahatlatacaktır…
Geciken her doğum için doktorlar biraz huzursuz olurlar. Bu nedenle de size büyük ihtimalle suni yöntemlerle doğumu başlatmayı teklif ederler. Doktorunuz böyle bir şeyi önerirse bunun nedenini sorun. Bekleyip bekleyemeyeceğinizi öğrenin.
Doğum eğer kendi rutin doğasında ilerlerse genellikle daha kolay ilerler. Uzmanlar, annelere doğumun olması gereken günden sonra geçen her günü bonus olarak görmelerini ve bebek doğduktan sonra yapamayacakları şeyleri yaparak zaman geçirmelerini tavsiye ediyor.
2- Dayanabileceğiniz noktaya kadar dayanın
Anneannelerimizden bu yana işe yarayan bir yöntem. Sancılarınız başladığında öyle hemen etrafınızı telaşa vermeyin. Ancak kendinizi de kapılar arkasına kilitlemeyin. Bunların yerine normal hayatınıza devam etmeye çalışın. Hatta bir film koyup izleyin! Doğumun erken safhalarında sancıların şiddeti daha azdır ve daha dayanılabilirdir… Uzun süre devam edebilirler. Çoğunlukla 24 saatten fazla… Bu durumda eğer vücudunuz sizin katılımınızı talep etmiyorsa, bunun için acele etmeyin. Sancılarınıza aldırmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın. Sancınız yokmuş gibi davranın. Enerjinizi, gerçekten ihtiyacınız olacak anlar için saklayın. Doğum sürecinin başlarında seyrek ve düzensiz şekilde gelen bu sancılarınız vücudunuzu ve bebeğinizi doğumun yoğun anlarına hazırlıyor, unutmayın…
3- Kalabildiğiniz kadar evde kalın
Ne kadar sakin ve rahat olursanız vücudunuz da o kadar fazla yaşamsal doğum hormonu salgılar. Sancılar artar ve sonra doğum gerçekleşir. Evdeyken her şey yolundaysa, doğum öncesine kadar evde kalın. Peki, ne zaman hastaneye gitmek gerek? Bunun için kesin bir cevap veremeyiz. Doğru yol izlediğinizde, ağrılarınız, risk, doğumun yavaşlaması gibi olasılıklar en aza iner. Eğer doğum gerçekleşmiyorsa, ortam değişimi ya da hastaneye gitmek iyi bir fikir olabilir. En iyisi, doktorunuza danışın ve sancılarınız ne sıklıkta gelmeye başladığında ya da hangi durumlarda hastanede buluşacağınızdan emin olun.
4- Hastaneye gittikten sonra acele etmeyin
Artık hastaneye gitme zamanının geldiğine eminsiniz. Eşiniz telefonla konuşuyor, valizleri hazırlamaya çalışıyor, size montunuzu giymenizde yardım ediyor. Peki ya siz? Hastaneye gitme hazırlıkları hamileler için çok dikkat dağıtıcı olabilir. Bu noktada çok sakin hareket etmelisiniz. Her sancıda tüm dikkat dağılacak ve beklenen an ‘bam’ diye gelecek! Eşiniz arabayı çalıştırma, hastanenin yolunu bulma çabalarını daha da karıştıracak. E o da ister istemez panikleyip işlere yardım etmekten çok kendine yardımcı arayacak. Öyleyse şimdiden eşinizi hazırlayın. Hastaneye gitmeden önce zamana ihtiyacınız olacak. Telefonun hızlı arama tuşlarına gerekli numaraları kaydedin. Valizler hazır olsun. Telaşa kapılmadan ve doğum konsantrasyonunuzu kaybetmeden hareket etmeye çalışın.
5- Hastanede mahremiyetinize özen gösterin
Hastaneye geldiniz ve yanınızda eşinizle bekleme odasına gittiniz. Sakince bir koltuğa oturup sancılarınızı kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Hem de herkesin önünde, ışıkların altında… Olur mu öyle şey!
Hastaneye giden çoğu annede tedirginlik oranı artar ve bu da doğumun ilerleyişi için çok önemli olan oksitoksin hormonunu olumsuz etkiler. Bunun anlamı da sancıların gelmesini ertelemesi demektir. Anne adayı odaklanıp, nefes alıp vererek sancılarını kontrol edemiyorsa rahatsızlık baş gösterir. İşte o zaman problemin kesinlikle kendinde olmadığını, çevresi yüzünden böyle olduğunu kendine telkin edebilir.
 
Normal ilerleyen bir doğum için kadınların mahremiyetinin korunuyor olması gerekir. Her şey doğal olmalı ve kontrol edilebilmeli. Hafif aydınlatılmış, birinin sizi gözetlemediği, eşinizin size destek verebileceği bir yer bulun. Ya da kendinizi battal boy bir örtüye ya da battaniyeye sarın.
Eğer dış ortam sizi çok rahatsız ediyorsa, dış dünyaya kendinizi kapatın, hatta kulak tıkacı, göz maskesi takın. Ancak bu şekilde tüm dikkatinizi ilerleyen doğumunuza verebilir ve düzgün ritminizin bozulmamasını sağlayabilirsiniz.
6- Sancılar dik olur, siz de dik durun
Artık herkes tarafından kabul ediliyor ki anne adayı, sancılar sırasında dik durmalı, yerçekimini hissetmeli. Kalçalarınızla rock’n roll dansı yapmaya hazır olun! Tabii bu sırada hemşire sizi yatırıp bebeği kontrol etmek isteyebilir. Bazen bunu yapmaya sadece birkaç dakika vaktiniz olabilir. Bu bile yeterli gelecektir.
Yarı uzanmış pozisyonda durmazsanız doğum daha yumuşak ve daha az ağrılı olur. Doktorunuz istemediği sürece söylenen pozisyonlardan kaçının. Doktorun yaptığı ve size önerdiği her şey doğrudur. Onun sizi yönlendirmesine izin verin ve kendinizi doktorunuza teslim edin. Aynı şey iç muayeneniz için de geçerli. Kendinizi en rahat hissettiğiniz pozisyonu bulmanız gerekli. Yani dik durun ve baskı hissetmeyin. Çünkü kendinizi yaygara koparıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Oysa istediğiniz kadar bağırabilirsiniz!
7- Emzikli bir su şişesi kullanın
Sancılar sırasında en önemli şeylerden biri de bol su içmeniz. Peki, bardaktan içerken oluşabilecek sakarlıklardan nasıl korunursunuz? Emzikli bir su şişesi en kolay yoldur. Ama dikkatli olun. Günümüzde bu sancılar sırasında gerektiğinden daha fazla su içiliyor ve bunu kimse fark etmiyor. Bu konuda yanınızdaki yakınınızın sizi gözlemlemesini ve uyarmasını rica edin.
8- Lavanta yağını deneyin
Lavantanın sedatif etkisi ve rahatlatma özelliği artık herkes tarafından biliniyor. Sancılar sırasında çok olumlu etkiler yaratabilir. Sizi sakin tutabilir. Sancıların sınırlarını belirler ve kaslarınızı çok fazla kasılmaktan kurtarır. Doğum sırasında lavanta kullanan bir anne adayı, doğumu daha rahat geçirir ve vücudunun diğer kısımlarını da yormaz.
Büyük bir mendil alın ve içine birkaç damla lavanta yağı damlatın. Mendili hep yanınızda bulundurun. Erken doğum öncesinde bile… Sancının geldiğini hissettiğiniz an, ağzınızı ve burnunuzu bu mendille kapatın. Alabildiğiniz kadar derin nefes alın.
9- Rahim ağzının ne kadar açıldığını görmezden gelin
Uzmanlar serviksinizin ne kadar açıldığını sorarsanız, sancıların nasıl ilerleyeceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz diyor. Her doktor, serviksin açıklık derecesine göre farklı sonuç çıkarır. Bir kadının serviksi 3 cm. ’den 10 cm. ’ye kadar açılabilir. Doğum öncesi 3 saat içinde 9 cm. ’ye kadar açılabilir ve sonraki 5 saat daha doğum yapamayabilir.
Bu olanların tümünü bir yarış gibi görmek yerine tamamen sancılarınıza odaklanın. Bu performans baskınızı yükseltir ve adrenalin salgılarsanız, doğumunuz da kolay olur.
10- Avazınız çıktığı kadar bağırın!
Her hamilenin doğumda kaçınamadığı ortak bir noktası var; çığlık atmak. Sancılar artmaya başladığı anda hafif iniltiler, gırtlaktan çıkan garip inlemelere dönüşür. Birçok kadın, bu inlemelerin kendilerine yardımcı olduklarını söyler. Bırakın sesler sizin süreçle baş etmenize yardım etsin. Uzmanlar, nefes ve beraberinde çıkan seslerin çok doğal reaksiyonlar olduğunu söylüyor. Nefes alıp bağırdığınız zaman içinizi boşaltırsınız. Nabzınızın artışı, gelen sancıyla düzenlenir. Eğer sakince, ses çıkarmadan sancılarınızla baş ediyorsanız bunda da bir yanlışlık yok elbette. Siz içinizden geldiği gibi davranabileceğiniz güvenli bir ortamda olduğunuza emin olun, yeter!
Kaynak: http://hthayat.haberturk.com
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title