Paylaşmayı öğretirken bu hataları yapmayın!

Paylaşma duygusu çocuklarda doğuştan gelen bir duygu değildir. Çocuk paylaşmayı deneyimleyerek-yaşayarak ve çevresindeki olan biteni gözlemleyerek öğrenir.
 
Oyuncak arabasını oyun arkadaşıyla paylaşması söylendiğinde çocuk, arabayı verdiğinde geri alıp alamayacağını bile bilmemektedir. Paylaşmayı sağlamak adına çocuğu zorlamak, baştan kaybetmektir. Paylaşmaya yanaşmadığı oyuncağını elinden zorla almak, tehditler etmek ya da bu nedenle ceza ve benzeri yaptırımlar uygulamak sadece öfke doğurur. Paylaşım konusunda da çocuğun direncini artırmaktan öteye gitmez.
 
Çocuğa inisiyatifin kendisinde olduğunu hissettirmek ve kararları kendisinin vereceğini ona göstermek gerekir. Şimdi hep beraber arabalar ile oynayalım. Arkadaşına hangi arabanı vermek istersin? Bunu mu, diğerini mi? Böylece çocuk karar verme ve seçim yapmada inisiyatifin kendisinde olduğunu hisseder oyuncaklar ona aittir ve karar verme, kontrol etme yetisi hala ondadır. Keyifli bir oyun ve olumlu geri bildirimler çocuğun özgüven duygusunun desteklenmesinin yanı sıra paylaşmanın ve birlikte oynamanın olumlu yönlerini de gösterir.
 
Onun için çok değerli olan bir oyuncağı da herkesle paylaşmak zorunda değildir. Ona verdiği değer derecesine göre özelini saklayabilme, ayırabilme hakkı da olmalıdır. O zaman bu özel oyuncaklar arkadaşlar gelmeden ortadan kaldırılmalıdır. “Akşam misafirliğe arkadaşın X ‘ler gelecek. Onun dokunmasını istemediğin oyuncaklarını ortadan kaldırmalısın”… Böyle bir ön hazırlıkta çocuk yine kontrolün kendisinde olduğunu, bazı özel şeylerin sadece kendisine ait olabileceğini ve ebeveynlerinin de onun özeline saygı duyduğunu görebilecektir.
 
Paylaşmak durumunda olduğu kişi evin içinde ise ne yapmalı?
 
Eğer kardeşi ağlıyor ve üzülüyor diye her şeyini kardeşi ile paylaşmak durumunda kalırsa çocuk kendi özelini ve kendi duygularına saygı duyulup duyulmadığını nasıl ayırt edebilir? Küçük kardeşi ağlıyor diye elindeki oyuncağı vermek zorunda kalan çocuk, kendi haklarına kimsenin saygı duymadığı görecektir. Bu da kardeşe ve anne-babaya karşı öfkeye neden olabilir. Oyun, çocuklar için eğlenceden öte anlamlar taşır. Bu nedenle, oynarken sürekli bölünen, oyuncağını kardeşine vermek zorunda kalan çocuk, devamlı hayal kırıklığı ve öfke yaşayacak, yaptığı şeyin kimse tarafından önemsenmediğini, başkalarının duygularının hep, kendisininkinden daha önemli olduğunu hissedecektir.
Kaynak: BABY&YOU DERGİSİ
Yazıyı Oylayın


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu Title